17 03 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN KIRIKKALE MİTİNGİNDE YAP

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INKIRIKKALE MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA17 MART 2009   Bu ne güzel Kırıkkale, ne muhteşemsiniz, ne büyüksünüz, ne güzelsiniz. Sevgili Kırıkkaleliler, çok değerli kardeşlerim, hepiniz hoşgeldiniz, şeref verdiniz. Çok teşekkür ediyorum hepinize.  Kırıkkale’mizde bu güzel büyük buluşmamızda, bu mitingde sizlerle bir arada olmaktan çok büyük bir onur duyuyorum, mutluluk duyuyorum. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum, şeref verdiniz, hoşgeldiniz. Yurdumuzun her kenti güzel, her kenti değerli. Ama Kırıkkale’nin bizim gözümüzde bir başka değeri var, bir başka güzelliği var. Kırıkkale bize bir aile emaneti. Kırıkkale bize cumhuriyetin bir eyaleti, vesayeti, bir emaneti, cumhuriyet birikiminin Türkiye’ye sahip çıkma, Anadolu’ya sanayiyi götürme, medeniyeti götürme, Türkiye’yi kalkındırma mücadelesinin hepimizin gönlünde ayrı bir yeri olan en güzel örneklerinden birisi Kırıkkale. Ne mutlu Kırıkkale’de bir aradayız.  Sevgili Kırıkkaleliler, nasılsınız iyi misiniz? Keyfiniz yerinde mi? Bizim gözümüzde özel bir yeriniz var, bir değeriniz var. Ama Kırıkkale ne alemde? Kırıkkale’de işler iyimi? Gidişat iyimi? Hayatınızdan memnun musunuz? Geliriniz, masrafınız birbirini karşılıyor mu? İşleriniz yolundamı? Çiftçiyseniz ektiğinizin karşılığını alıyor musunuz? Yaptığımız masraf, sattığınız ürün birbirini tutuyor mu? Cebinizde sonunda bir şey kalıyor mu? Esnafsanız çekler, senetler dönüyor mu? İşler yolundamı? Ticaret genişledi mi, rahatladı mı, ferahladı mı? Yanınızdaki çocuğun primini, sigortasını, stopajını ödüyor musunuz? Kendi borçlarınızı ödüyor musunuz? Çoluğu çocuğu gönlünüzden ge&ccedi... Devamı

17 03 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN NĞDE MİTİNGİNDE YAPTIĞI

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INNİĞDE MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA(17 MART 2009)   Ne muhteşem manzara, ne güzel miting, ne güzel Niğde. Nasıl sesimi duyuyor musunuz? Bende sizin sesinizi duyuyorum, varlığınızı görüyorum, gücünüzü görüyorum. Ne kadar muhteşemsiniz. Hepinize yürekten teşekkür ederim. Bu muhteşem Niğde görüntüsü için, bu büyük miting için bütün Niğdelilere hiçbir siyasi parti ayrımı yapmadan hepinize içten şükranlarımı sunuyorum. Eksik olmayın, sağolun, var olun.  Sevgili Niğdeliler, bir kez daha Niğde’de sizlerle beraber olmak benim için çok büyük mutluluk. Ortalığı aydınlattınız, ışıttınız, ısıttınız eksik olmayın. Sevgili Niğdeliler, o güzel afişlere, pankartlara yürekten teşekkür ederim. Bende sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum eksik olmayın. Hepinizin selamını aldım, hepinizin mesajını aldım. Başım üstüne, gözüm üstüne, sağolun, hoşbulduk. Sizlerde hoşgeldiniz sağolun, çok teşekkür ederim. İndirelim birbirimizi engellemeyelim.  Sevgili Niğdeliler, eksik olmayın muhteşem bir miting yapmışsınız. Sizin bu büyük beraberliğinizin, Niğde’deki bu muhteşem toplantının bir anlamı vardır diye düşünüyorum. Yani siz buraya sadece dinlemeye mi geldiniz, yoksa söylemeye de mi geldiniz? Bu kadar büyük topluluğun birilerine duyurmak istediği bir mesaj vardır diye düşünüyorum değil mi? Bana öyle geliyor ki siz birilerine şunu söylüyorsunuz. Sanmayın ki Türkiye sahipsizdir. Sanmayın ki, Niğde sahipsizdir. Niğde’nin de sahibi var. Türkiye’nin de sahibi var. İşte biz varız diyorsunuz öyle değil mi? Ben öyle anladım. İyi ki varsınız. Bu mesaja ihtiyaç vardı. Bu mesajı halkımızın, milletimizin birilerine duyur... Devamı

16 03 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN KARS MİTİNGİNDE YAPTIĞI

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INKARS MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA(16 MART 2009)    Sevgili Karslılar, çok değerli vatandaşlarım, bu buluşma için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Eksik olmayın. Bu büyük Kars’a büyük sevgiyle, büyük coşkuyla karşıladınız. Bütün Karslılara hiçbir siyasi parti ayrımı yapmadan hepinize, tümünüze yürekten teşekkür ediyorum.  Bugün birbirimizi rahat görelim. Bu güzel pankartlar için tekrar teşekkür ederim. Bu güzel pankartları gördüm, eksik olmayın, çok güzel sözler söylemişsiniz, uyarılar yapmışsınız, duygularınızı yansıtmışsınız eksik olmayın. Şimdi bunları indirelim de şöyle Karslılarla göz göze konuşalım. Eksik olmayın çok teşekkür ederim. Size de teşekkür ederim Doğubeyazıtlılar. Şeref veriyorsunuz, onur veriyorsunuz eksik olmayın indirelim.  Sevgili Karslılar, bugün bizi gerçekten çok büyük bir buluşma olarak karşıladınız, görkemli bir toplantı yapmışsınız eksik olmayın. Hem katılımınız için, buradaki varlığınız için, hem de bu muhteşem heyecanınız, coşkunuz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum.  Sevgili Karslılar, çok değerli kardeşlerim, bilirsiniz Türkiye’nin her yerinde yaşayan bütün insanlarımızın gönlünde Kars’ın bambaşka bir yeri vardır. Kars bütün Türkiye’de çok özel bir sevgiyle, çok özel bir saygıyla, çok özel bir şekilde değerlendirilerek gönüllerimizde yaşatılır. Kars bütün memleketin, bütün ülkenin, bütün insanların, bu topraklarda yaşayan, bu coğrafyada yaşayan herkesin gözünde bambaşka bir değer taşır, bambaşka bir anlam taşır. Yurdumuzun her yeri güzeldir, her... Devamı

12 03 2009

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’IN

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INMUĞLA MİTİNGDE YAPTIĞI KONUŞMA12 MART 2009   Sevgili Muğlalılar, çok değerli kardeşlerim, bir kez daha Muğla’da sizlerle birlikte olmanın sevincini, mutluluğunu yaşıyorum. Yurdumuzun her yeri güzel, her yerinde yaşayan insanlarımızın bir başka değeri var. Ama benim gözümde Muğla’nın bambaşka bir yeri var. Muğla’mız sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli, en güzel bir coğrafya parçası, eşi benzeri bulunmaz bir vatan parçası. Muğlalı insanlarımız, Muğlalı vatandaşlarımız ülkemizin aydınlık düşünceli, bilinçli, vatansever, Türkiye’yi en güç noktalardayken sahiplenip günümüze kadar şaşmadan Atatürk cumhuriyeti anlayışı etrafında kucaklamış olan bir halk, bir vatandaş kitlesi. Bütün Türkiye Muğla’ya bu duygularla bakar. Hepimiz Muğla deyince Muğla’nın bir başka yer olduğunu biliriz. Bu anlayış ve bu duygular içinde şimdi Muğla’da sizlerle beraberim. Ve bütün Muğlalı kardeşlerimi bu meydanda olan olmayan bütün Muğlalı kardeşlerimi hiçbir siyasi parti ayrımı gözetmeden sevgiyle, saygıyla, şükranla selamlıyorum.  Sevgili Muğlalılar, bugün Muğla’da bu toplantıda bir aradayız. Bir belediye seçimimiz var, bir il genel meclisi seçimimiz var. Bu seçim bütün Türkiye’de büyük bir ilgiyle karşılanıyor. Gördüm o pankartları, o pankartları hazırlayan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim, eksik olmayın, sağolun. Şöyle yüz yüze gelebilelim. Çok güzel, çok teşekkür ederim, sağolun, hepsini gördüm. Çok teşekkür ederim. Kafaca belde örgütüne de, Çameli ilçe teşkilatımızı da. Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan diyen Feth... Devamı

09 03 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN GİRESUN MİTİNGİNDE YAPTI

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INGİRESUN MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA(9 MART 2009)Sevgili Giresunlular, çok değerli kardeşlerim, hepinizi içten sevgilerle, saygılarla selamlıyorum. Bütün Giresunluları hiçbir siyasi parti ayrımı gözetmeden, AKP’lisiyle, MHP’siyle, CHP’lisiyle, tarafsızıyla hepinizi, bütün Giresunluları sevgilerle, saygılarla selamlıyorum. Hoşgeldiniz. Nasılsınız, iyi misiniz? Giresun’da işler yolundamı, keyfiniz yerinde mi? Nasıl borçlar ödeniyor mu? Alacağınız, vereceğiniz birbirini tutuyor mu? Masrafınız, kazancınız dengelimi? Gençler iş buluyor mu? Fındık yüzünüzü güldürdü mü? Güldürmedi mi? Yani Giresun’daki üretici, fındık üreticisi, Giresunlu kardeşlerim hayatından memnun değil mi? Çiftçi memnun değil, köylü memnun değil. Peki emekli hayatından memnun mu, gençler iş bulabiliyor mu? Bulamıyor musunuz? Okulu bitiyorsunuz, diplomayı alıyorsunuz ama tayin yok, kadro yok, iş yok. Değil mi? Ne devlet iş veriyor, ne özel sektörde hayat var öylemi? Esnafın durumu nasıl o bari biraz iyi olsaydı. Esnafında mı durumu kötü? Onlarda piyasa daraldı, iş yok mu diyorlar? Yeni yatırımlar var mı Giresun’da? Yeni devlet hizmetleri var mı? Peki borçlarınızı nasıl idare ediyorsunuz? Kredi kartı borçları var mı? Ne yapıyorsunuz? Bir bankaya olan borcu bir başka bankanın kartıyla döndürüyor musunuz? Cambazlık yapıyorsunuz yani. O bandan o bankaya, o bankadan o bankaya öylemi? Döndürüyorsunuz. Döndürürken arada boşa düştüğünüz oluyor mu? Arada patlıyor mu bu oyun, bu düzen böyle giderken bir yerde kırılıyor mu? Bakın geçen sene 2 milyon 500 bin kişininki kırıldı. 2 milyon 500 bin kişinin bu kart döndürme borçları bankadan bankaya aktararak ... Devamı

06 03 2009

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’IN

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’IN BURDUR MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA (6 MART 2009)Sevgili Burdurlular, çok sevgili hemşehrilerim, sevgili kardeşlerim, Burdur’da sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Hepinize hoşgeldiniz diyorum. Burdur’da bu güzel toplantıda, Çivril’i de selam, eksik olmayın. Hepinize, ilginize, desteğinize, güzel sözlerinize, hepsinden önemlisi buradaki varlığınıza yürekten teşekkür ediyorum, sağolun. Şimdi o pankartları artık indirelim mi? Kapatılan belediyeler dolayısıyla o pankartı açan Kozağaç belde örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Eksik olmayın, görevimizi yaptık. Hepsini biliyorum, merak etmeyin sağolun. Kozluca’ya da teşekkür ederim, sağolun. Onu da gördüm çok teşekkür ederim. “Cennet toprakları satılan Türkiye. Uyan Türkiye kurtulmaya bak” demiş 83 yaşında bu yazıyı yazan dede bütün Türkiye’yi uyarıyor. Sağolsun teşekkür ederiz. Sevgili Burdurlular, çok değerli kardeşlerim, nasılsınız iyi misiniz? İşleriniz yolundamı, keyfiniz yerinde mi? Değil yani öylemi? İşler yolunda değil mi, keyfiniz yerinde değil mi? Kazancınız, masrafınız birbirini karşılıyor mu? Geliriniz, gideriniz birbirini tutuyor mu? Yani açığa çalışıyorsunuz öylemi? Borçlar ödeniyor mu? Ne yapıyorsunuz? Kredi kartlarını bir bankadan alıp öbür bankaya döndüre döndüre idare ediyoruz diyorsun. Patlayıncaya kadar. Arada patlıyor değil mi? Yani şöyle bir bakıyorum Burdur bizim bu bölgemizin çalışkan insanlarının, dürüst insanlarının, üretici insanlarının yaşadığı bir yer. Çiftçi kardeşlerimi görüyorum. Çok değişik yerlerden gelmiş, Burdur’un Yeşilova’sından gelmiş, Çavdır’ından gelmiş çift&cce... Devamı

01 03 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN ADIYAMAN MİTİNGİNDE YAPT

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INADIYAMAN MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA(1 MART 2009) “Hepinize çok teşekkür ediyorum. Sağolun. Sağolun Sevgili Adıyamanlılar. Adıyamanlığı çok özledim. Çok teşekkürler. Bir kez daha Adıyaman’da sizlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Eksik olmayın, sağolun, varolun, sizi daima böyle kendine güvenen, güçlü, umutlu, iddialı, dimdik ayakta, hakkına sahip çıkmaya hazır Adıyamanlılar olarak görmek istiyorum. Sevgili Adıyamanlılar, nasılsınız, iyi misiniz? Haliniz, durumunuz nasıl? İyi mi? Keyfiniz yerinde mi? Durumunuz iyi mi? İşler yolunda mı? Masrafınız, kazancınız birbirini karşılıyor mu? Gelir-gider birbirini tutuyor mu? İşler yolunda mı? Bakıyorum aranızda çiftçilik yapan, köyden gelmiş, topraktan gelmiş değerli arkadaşlarım var, sevgili Adıyamanlılar var. Siz çiftçi kardeşlerim, nasıl durumlar? Tarlada durum nasıl? Toprakta durum nasıl? Keyfiniz yerinde değil mi? Yani çiftçi olarak yaptığınız masrafı, harcamayı, elde ettiğiniz ürünü satarak karşılayamıyor musunuz? Zarara çalışıyorsunuz yani. Hazırdan yiyorsunuz yani. Sermayeden yiyorsunuz yani. Peki esnaf kardeşlerim var. Esnaflar nasıl? Onların ileri yolunda mı? Esnaf, sanatkar, zanaatkar, usta, ustabaşı, dükkan sahibi, işyeri sahibi, nasıl işler yolunda mı? Piyasa iyi mi? Borçlar ödeniyor mu? Vergiler, primler, stopajlar yatırılabiliyor mu? Yanınızda çalışan çocuğun aylığını ödeyebiliyor musunuz? Bir dükkanın yerine ikinci bir dükkan açabiliyor musunuz? Dükkanın kirasını ödemek bile güç mü oluyor? Ne oldu Adıyaman’a? Bu bildiğimiz Adıyaman’a ne oldu? O güzel Adıyaman’a, o bereketli topraklara ne oldu? Niye böyle bu işler? Medeniyetlerin merkezi, uygarlığın merkezi, bereket dolu Adıyaman topra... Devamı

28 02 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN SİNOP MİTİNGİNDE YAPTIĞI

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INSİNOP MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA(28 ŞUBAT 2009)  “Sevgili Sinoplular, çok değerli kardeşlerim, bir kez daha Sinop’ta sizlerle beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu toplantıya hoşgeldiniz, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Boyabat’a selam. Sevgili Sinoplular, bir kez daha bir seçim öncesinde bir aradayız. Bakıyorum sizde çok büyük bir heyecan, coşku ve umut içinde gözüküyorsunuz. Bu hava koştunuz geldiniz, Sinop’ta bu muhteşem toplantıyı gerçekleştirdiniz. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Şeref verdiniz, hoşgeldiniz.Ama aklımdan geçiyor bu Sinoplular acaba bu toplantıya Sinop belediye seçimleri şöyle mi olacak, böyle mi olacak sorusuyla mı geliyorlar? Yoksa kafalarında Sinop’un ötesinde Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bazı bekleyişler, bazı sorular, bazı kaygılarda mı var? Öyle değil mi? Yani bakıyorum aranızda çiftçi kardeşlerim var. Topraktan geçimini sağlayan insanlar var. Sinoplu köylülerimiz, çiftçilerimiz var. Belki orman köylülerimiz var. Bakıyorum aranızda esnaf kardeşlerim var, emeklilerimiz var, gençlerimiz var, ev kadınlarımız var. Toplumun her kesiminden insan aramızda. İşçilerimiz var. Gözlerine bakınca anlıyorum işsizlerimiz var. Öyle değil mi? Böyle bir topluluğuz. Elbette yerel seçim önemli, seçime yönelik bekleyişimiz var, iddiamız var. Sinop’u hak ettiği dürüst, hak ettiği başarılı, hak ettiği güzellikte bir belediyeyi gerçekleştirmek durumundayız. Elbette öyle. 5 yıldır bir belediye başkanını bekliyorsunuz. Seçtiniz kaydı gitti, 5 yıldır bekliyorsunuz inşallah seçeceksiniz. Ama bana öyle geliyor ki, sizin bu heyecanınız, bu coşkunuz, bu büyük beraberliğiniz, bu bu... Devamı

25 02 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN ÇORUM MİTİNGİNDE YAPTIĞI

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’IN ÇORUM MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA 25 ŞUBAT 2009 Buraya siz belediye başkanlığı seçimi için mi koşup geldiniz. Bunun ötesinde bir düşünceniz var gibi geliyor. Sizin aklınızdan bir şeyler geçiyor. Sizin bir niyetiniz var, sizin bir düşünceniz var, bir hesabınız var. Boşuna böyle ayağa kalkmazsınız. Bunun anlamı olmak gerekir. Sevgili Çorumlular, birileri bana meydana gel, meydana gel diyor. İşte meydan, işte Çorum, işte millet! Yani bu meydanda bulunan sizler millet değil misiniz? Milletin bir parçası değil misiniz? Şimdi bu meydanda muhteşem bir toplantı, Çorum ayağa kalkmış, koşmuş gelmiş. Hepsi ilgiyle, coşkuyla Cumhuriyet Halk Partisine kulak vermiş. Ne olmuş yani? Ne demek istiyorsun? Buraya gelenler millet değil mi? Buraya gelenler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil mi? Buraya gelenler senin meydanına gelenlerden bir eksiği olan insanlar mı, bir noksanlığı olan insanlar mı? Buraya gelen insanlar buraya yevmiyeyle geldiler yevmiyeyle mi? Bunlara bir şey vaad edildi de mi geldiler? Buraya gelen insanlar vatan sevgisiyle geldiler, millet sevgisiyle geldiler. Sevgili Çorumlular, her zamankinden daha biraz farklısınız. Daha değişik bir nabız atıyor Çorum’da. Bir değişik durum var görüyorum. Acaba neden? Bunun altında ne yatıyor? Sizin bir bekleyişiniz var, sizin bir şikayetiniz var, sizin bir talebiniz var, siz bir şeyler söylemek istiyorsunuz. Bir şey arıyorsunuz siz, arayışınız var. Bu olmadı diyorsunuz. Daha iyisini istiyoruz diyorsunuz. Daha iyisi mümkündür diyorsunuz. Daha iyisini biz yaparız diyorsunuz. Öyle değil mi? Biz bu yaşadıklarımızı hak etmiyoruz diyorsunuz. Bana öyle geliyor. Öylemi? Çorumlular ben sizi çok severim. Siz Anadolu’nun en çalışkan, en bilinçli, en ekonomik kabiliyeti yüksek, dürüst, ahlaklı ama ticaretin... Devamı

22 02 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN KOCAELİ MİTİNGİNDE YAPTI

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INKOCAELİ MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA22 ŞUBAT 2009 Teşekkür ederim, sağolun, eksik olmayın, çok teşekkürler. Bu pankartları biraz indirebiliriz. Gördüm, çok teşekkür ediyorum. Pankartlardaki sözler için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Onları indirebiliriz. İndirelim. Ha şöyle birbirimizi görelim. Özlemiştim. İzmit’i, Kocaeli’yi çok özlemiştim. Sevgili İzmitliler, sevgili Kocaelililer, önce bu muhteşem toplantı için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Eksik olmayın. Hoşgeldiniz, sefa verdiniz, bize güç kattınız. Sefa verdiniz diyorum. İnşallah seçimde de bir sefa vereceksiniz. Her seçim Kocaeli’de heyecanlıdır, canlıdır. Ama bu seçim biraz daha heyecanlı, biraz daha canlı, biraz daha coşkulu. Kocaeli ayağa kalkmış, Kocaeli Türkiye’ye sahip çıkma, Kocaeli’ye, İzmit’e sahip çıkma kararını almış. Bunu görüyorum. Bu kararınızdan dolayı da hepinizi yürekten kutluyorum. Size bu yakışır. Kocaeli spor, Antalya spor iki kardeş takım. Çok teşekkür ederim, eksik olmayın. Bu akşamki maç içinde başarılar diliyorum. Şimdi değerli arkadaşlarım, belli büyük heyecan var, büyük coşku var. Millet ayakta. Genellikle yerel seçimlerde böyle olmaz. Ama bu defa bir başka heyecan var. Acaba bunun altında ne yatıyor? Niçin acaba insanlarımız bu seçime bu kadar büyük coşkuyla, heyecanla, umutla katılıyorlar. Niçin? Bana öyle geliyor ki sizin amacınız elbette Kocaeli’nde, Büyükşehirde Sefa Sirmen’i Büyükşehir Belediye Başkanı yapmaktır. Elbette Kocaeli’ndeki belediyelere Cumhuriyet Halk Partili başkanları geçirmektir. Bunu görüyorum. Ama öyle bir hissiyatım var ki sanki bu size yetmeyecek gibi geli... Devamı

21 02 2009

CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN ADANA MİTİNGİNDE YAPTIĞI

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’INADANA MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA21 ŞUBAT 2009 Sevgili Adanalılar, sevgili Çukurovalılar, hepinizi hiçbir siyasi parti ayrımı gözetmeden bütün Çukurovalı kardeşlerimi içten sevgilerle, saygılarla selamlıyorum. Böyle muhteşem bir mitingde, böyle bir toplantıda sizlerle beraber olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum, hoşgeldiniz, şeref verdiniz. Bugün Adana’da bir yerel seçim öncesinde hep bir aradayız. Sizleri çok özlemiştim. Uzun bir süreden beri... Bu pankartları indirelim. Hepsine teşekkür ediyorum, sağolun, hepsini gördüm. Çok teşekkür ederim. Çok güzel hazırlıklar yapmışsınız, elinize sağlık. Hepinize teşekkür ederim. Ama indirelim, herkes rahatça toplantıyı izleyebilsin. Sevgili Adanalılar, bir yerel seçim öncesinde hep bir aradayız. Ama benim dikkatimi çekiyor bu seçim giderek bir yerel seçim olmaktan çıkıyor. Bu seçimde halkımızın konuya ilgi gösterişi, Türkiye’nin içine girdiği sorunlar, sıkıntılar maalesef artık bu seçimi bir yerel seçim olmaktan çıkarmaya başladı. Çünkü hepimiz görüyoruz ki dertlerimizin, sorunlarımızın kaynağı aslında çok derindedir. Yerel seçimin ötesinde Türkiye siyasetinin temellerinden kaynaklanan sorunlarımız, sıkıntılarımız var. Olay belediye seçimi olmanın ötesine geçti. Bakın bu seçimde bir araya gelen insanlarımız, bu seçimde kendilerini ifade etmek isteyen insanlarımız aslında belediye seçiminin ötesindeki sorunlarını, sıkıntılarını ortaya koymak, onlara yönelik bir çözüm sağlamak istiyorlar. Herkesin derdi var, herkesin sıkıntısı var. Bu sıkıntıların kaynağını insanlarımız yeni yeni ... Devamı

20 12 2008

ÖDP, kendi lideri Ufuk Uras'ı kınadı.

ÖDP, kendi lideri Ufuk Uras'ı kınadı.Radikal, 19/12/2008ÖDP lideri Ufuk Uras'ın parti içine yönelik eleştiri içeren konuşmasına sert tepki geldi. ÖDP MYK, yaptığı 'zorunlu' açıklamada Uras'ı kınadı   ANKARA - Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), parti içinde Ergenekoncuların olduğu imasında bulunan Genel Başkan Ufuk Uras’ı, “Partimizi ve Türkiye sosyalist hareketlerinin bütün geçmiş devrimci değerlerini faşistlik, milliyetçilik ve Ergenekonculuk gibi suçlamalarla karalamaya çalışan ve bu saldırılara çanak tutarak destekleyen tutumları çevreleri ve kişileri kınıyoruz" açıklamasıyla eleştirdi.ÖDP’de Genel Başkan Ufuk Uras ile parti içinde Devrimci Yol geleneğinden bazı kesimler  arasında uzun süreden beri yaşanan tartışma Ergenekon davası ve çatı parti tartışmalarının ardından bölünme noktasına kadar geldi. Uras’a yakın bazı isimlerin CHP’den belediye başkanlığı için kulis yaptığı, Uras’ın parti içindeki kendisine muhalif kesimleri Ergenekoncu olarak suçladığı  iddiası ve çatı partisi girişimlerinin ardından İstanbul’da toplanan ÖDP MYK toplantısında masaya yatırıldı.4 MADDELİK 'ZORUNLU' AÇIKLAMAParti için yol ayrımı sayılabilecek MYK toplantısının ardından, “Partimiz Hakkında Medyada Yer Alan Haberlerle İlgili Olarak Zorunlu Bir Açıklama" başlığıyla 4 maddelik bir açıklama yapıldı. Açıklamada, yerel seçim çalışmalarının kongrede alınan “eşitlikçi ve özgürlükçü bir sol seçeneğin oluşturulmasını" kararı doğrultusunda yürütüldüğü belirtilerek, “Medyada ÖDP’nin CHP’yi destekleyeceği şeklinde çıkan haberler ger&cce... Devamı

30 10 2008

Çocukluk: Yitik Cennet

Çocukluk: Yitik Cennet Nedim Gürsel“Çocukların benim zayıf yanım olduğunu söylemeliyim, çocukların yapıtlarımda birinci sırayı tutması böyle açıklanabilir kuşkusuz. Evet onları çok seviyorum çünkü doğa karşısındaki davranışları hep duygusaldır. Onların sonsuz bir sevgi, neşe yeteneği vardır, ama bir o kadar da korkuları.”1 Dünya yazınında çocukluk sık yinelenen bir izlektir. Batı’da on sekizinci yüzyılda birey kavramının ortaya çıkışı ve kendini anlatmaya yönelik bir anlatım biçiminin yazınsal biçim olarak belirmesiyle, özellikle geçmişe yönelik bir bakış ayrıcalık kazanmış olmakla birlikte, Doğu’da özellikle halk masalı ya da destan gibi geleneksel anlatılarda çocukların önemli bir yeri olagelmiştir. Ancak bildiğim kadarıyla çok az yazar çocukluk dünyasını içkin değeriyle, yani düş ve düşgücü açısından özgül bir varoluş biçimiyle yapıtının merkezine yerleştirmiştir. İşte Yaşar Kemal bu yazarlardandır. Eğitsel açıdan değil, onları bir yazgıyı üstlenebilecek yetenekte birer roman kahramanı yapmak için ilgi duyar çocuklara. Yapıtının büyük bir bölümü acı ve sevinçleriyle çocukluğa bir övgü olarak okunabilir. Bu yazıda yazarın bazı yapıtlarını, tanımı biraz belirsiz de olsa, bu izlek açısından ele almaya çalışacağım. Çocukluk herhangi bir yaşam kesiti, doğumdan ergenliğe zorunlu bir geçiş değildir yalnızca; aynı zamanda (ve özellikle) insanın, kendinin ve dünyanın bilincine vardığı güç bir dönemdir.Yaşar Kemal’in her kitabında kişiler arasında en azından bir çocuk bulunsa da bazı romanları tümüyle çocuklara yöneliktir, örneğin özyaşamöyküsel bir ç... Devamı

30 10 2008

Ortadirek

Ortadirek Fethi NaciBugüne kadar okuduğum en mükemmel Türk romanıdır Ortadirek. Hiçbir romanımızda, belirli şartlar içinde yaşayan, belirli bir tarihsel ve sosyal zamanın “Türk insanı”nın böylesine somut, böylesine derinliğine; tabiatın böylesine zengin, canlı, kıpır kıpır verildiğini hatırlamıyorum. Değişik olaylar ve kişiler karşısındaki tepkileriyle ve ana-oğul, gelin-kaynana, karı-koca ilişkileri içinde durmadan netleşen, ayrıntılarla beslenip ete kemiğe bürünerek ortaya çıkan üç insan (Meryemce, Ali ve Elif), bütün karmaşıklıklarıyla, bütün canlılıklarıyla, bütün sahihlikleriyle, ilkel tarımsal üretim düzeyindeki Türk köylüsünü unutulmayacak bir biçimde somutlaştırmaktadır.459 sayfalık roman boyunca, romandaki kişilere romancının bir “yama” yaptığını göremezsiniz; anlattığı çevre hakkındaki geniş bilgisini, buzulların suyun içinde kalan, ilk bakışta görünmeyen büyük kısmı gibi, görmez, sezersiniz. Bunun içindir ki kişilerinde, çoğu “köy romanları”nda gördüğümüz yalınkatlık yoktur. Birtakım romanlarda önceden tasarlanan kaba şemaların yalınlaştırdığı, akla kara haline getirdiği kişiler, Ortadirek’te, bütün ilkelliklerine, cahilliklerine rağmen, insan olmanın karmaşıklığı içindedirler: Öfkeleriyle, sevinçleriyle, umutlarıyla, umutsuzluklarıyla, düşleriyle, hataları ve sevaplarıyla. Yaşar Kemal’in bu üstün başarısını, öyle sanıyorum, Önsöz’ünün son cümlesi açıklıyor: “Bu üçlü benim yaşantım ve tanıklığımdır.”Romancılarımız, toplumsal gerçekliğe, genellikle, iki yöntemle yaklaşıyorlar: Ya Yaşar Kemal gibi yaşantısından ve tanıklığından, yani insanlarda... Devamı

16 10 2008

Nâzım ile volta atmak

Nâzım ile volta atmakBÜLENT USTA Memet Fuat arşivi düzenlenirken, Piraye’ye yazılmış mektupların bulunduğu sandıktan, içinde roman ve hikâye parçalarının olduğu Nâzım Hikmet’e ait defterler çıktı.“Öteki Defterler” Nâzım Hikmet YKY Fiyatı: 20 YTLHabere yorum yaz Arkadaşına gönder Sitene ekle Sayfayı yazdır» nasıl oynanır?» kurallar» puanınızı öğrenmek için tıklayınArtık sayfaları iyice sararmış defterlerin bir köşesinde “İstanbul Tevkifhanesi, 1938” yazıyor. Aradan tam tamına 70 yıl geçmiş. Ve bu yıl, Memet Fuat arşivi düzenlenirken, Piraye’ye yazılmış mektupların bulunduğu sandıktan içinde roman ve hikâye parçalarının bulunduğu Nâzım Hikmet’e ait defterler çıkmış. Daha önce yayımlanmamış bu defterleri, Yapı Kredi Yayınları “Öteki Defterler” adıyla kitaplaştırmış. Çıplak bir gözlemKitapta, Nâzım Hikmet tarafından kitap kapağı gibi tasarlanmış defterlerin kapakları ve kendi el yazısıyla sayfa örnekleri de mevcut. Hatta yayınevi, Nâzım’ın o günlerde kullandığı dile de sadık kalmış ve ‘kâğıt’ sözcüğünü ‘kâat’, ‘eroinman’ sözcüğünü ‘eroinoman’ olarak bırakmış.“Öteki Defterler”, Nâzım’ın aynı zamanda ünlü mektup arkadaşı olan karısı Piraye’nin bir mektubuyla başlıyor. Nâzım, kitapta yer alan defterlerinin başına o mektuptan bir alıntı koymuş: “Bir defter al. Her gün duyduklarını yaz. Eminim ki mektupların kadar güzel olacaktır...” Defterleri okuyunca Piraye’nin bu temennisinde ne kadar haklı olduğunu anlıyor insan. Bu defterlerde yer alan roman ve hikâyeler, sonradan kitaplaşan “Piraye’ye Mektuplar” kadar çarpı... Devamı

16 10 2008

Fethi Naci’ye saygıyla...

Fethi Naci’ye saygıyla...MİRAÇ ZEYNEP ÖZKARTAL Cemal Süreya’nın “Onu Türk edebiyatından bir an çıkarsak, o edebiyatın dengesi bozulur” dediği eleştirmen ve yazar Fethi Naci, 23 Temmuz 2008’de aramızdan ayrıldı. Milliyet Kitap olarak, çıktığı ebedi yolculuğun ardından büyük ustayı bir kez daha anmak istedik. Bu veda dosyasının, onun hakkındaki bilgilerimizi tazeleme işlevi görmesinin yanı sıra, ‘neyi kaybettiğimizi’ anlamanın yazılı kaynaklarından biri olmasını da hedefledik.Habere yorum yaz Arkadaşına gönder Sitene ekle Sayfayı yazdır» nasıl oynanır?» kurallar» puanınızı öğrenmek için tıklayınTemmuz Türk edebiyatı için ne kadar yaslı bir ay... Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Metin Altıok, Tomris Uyar, Cevdet Kudret, Ece Ayhan, Bilge Karasu, Esat Mahmut Karakurt, Orhan Hançerlioğlu... Hepsi temmuz ayında ayrılmışlar aramızdan. Geçtiğimiz ay bu kayıplara Türk edebiyatının ödünsüz eleştirmeni Fethi Naci eklendi. 23 Temmuz sabahı kalp ve böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını kaybeden Fethi Naci, ödünsüzlüğü yüzünden çekinilen ama bir o kadar da güvenilen, Semih Gümüş’ün ifadesiyle “Bir romancı kadar ilgi gören” bir eleştirmendi. Naci’nin edebiyatımızdaki yerini en güzel anlatan tespitlerden biri de Cemal Süreya’ya ait: “Fethi Naci’yi Türk edebiyatından bir an çıkarsak, o edebiyatın dengesi bozulur”.Milliyet Kitap olarak, çıktığı ebedi yolculuğun ardından büyük ustayı bir kez daha anmak istedik. Bu veda dosyasının, Fethi Naci’yi anmanın, onun hakkında bilgilerimizi tazelemenin yanı sıra, ‘neyi kaybettiğimizi’ anlamanın yazılı kaynaklarından biri olmasını hedefledik.  Meslektaşları Füsun Akatlı, Ömer Türkeş ve Semih... Devamı

16 10 2008

Haldun Taner ödülü verildi 15/10/2008

15/10/2008 Haldun Taner ödülü verildi Hasan Özkılıç, Doğu’nun hikayesini abartısız ve kendine özgü ayrıntılarla anlattığı için ödül aldıEdebiyatın usta isimlerinden Haldun Taner anısına düzenlenen öykü ödülü, Gönlümün Şirazesi Bozuldu adlı kitabıyla Hasan Özkılıç’a verildi. Ödül törenine edebiyatın birçok ünlü ismi katıldı.Haldun Taner Öykü Ödülü töreni önceki akşam İstanbul’da Pera Müzesi’nde yapıldı. Törenin açılışında Haldun Taner’in edebiyatı yaşamı ve Milliyet gazetesinde köşeyazıları yazdığı dönemi anlatan kısa bir film gösterimi yapıldı. İlk konuşmayı yapan Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni Sedat Ergin, bu yıl Haldun Taner ödüllerine 295 dosyanın başvurduğunu, bunun bir rekor olduğunu belirtti.Öykü ödüllerinin seçici kurulu, Doğan Hızlan’ın başkanlığında, Sibel Türker’in yazmanlığında Doç. Dr. Füsun Akatlı, Prof. Dr. Nüket Esen, Semih Gümüş, Prof. Dr. Şara Sayın, Demet Taner ve Prof. Dr. Tahsin Yücel’den oluşuyordu. Seçici kurul adına konuşan Doğan Hızlan, Haldun Taner’le yaşadığı anılarını anlattı. Hızlan, usta yazarın “Gözlerimi Kaparım, Vazifemi Yaparım” eserinin başlığını günümüze uyarlayarak, “Artık gözlerini kapıyorlar ama vazifelerini de yapmıyorlar” dedi. Hasan Özkılıç’a Gönlümün Şirazesi Bozuldu kitabından dolayı verilen ödülün gerekçesi şöyle açıklandı: “Öykücülüğün yeni bir düzeyini göstermesi, dilini gitgide yetkinleştirmesi ve Doğu’nun hikayesini özenli, abartısız ve kendine özgü ayrıntılarla anlatması.” Ödü... Devamı

11 10 2008

Gitgide Kararan Bir Ufka Bakıp... Server Tanilli - Bir Bakıma

Server Tanilli   - Bir BakımaGitgide Kararan Bir Ufka Bakıp...Haftamıza onulmaz acılarla girdik... “Kürt sorunu”nu çözme yolunda gayret edenler az da değil. Ama böyle bir ortamda nasıl konuşabiliriz?Kan akıyor, yazık!*Eylül’ün son günlerinde Birleşik Amerika’da patlak veren; oradan Avrupa’ya sıçrayan, giderek bütün dünyayı etkilemeye başlayan mali bunalım, dünyanın dilinde.Tartışmalar, görüşler, kestirmeler...Doğal olarak, panik ve gitgide yayılan güvensizlik...Ekonomiyi “kurtarma” yolunda ilk girişimler ABD Kongresi’nden geldi; ardından, Avrupa kapitalizminin “ağabey”leri bir şeyler yapacaklar, yapıyorlar... Özetle, ilk önlemler alınıyor; sonra da, geleceğe dönük olarak ekonomiye az buçuk disiplin ve sorumluluk getirip devlete yetkiler tanınacak.Ya “yeni liberalizm”in zırvaları?O bir süre terk edilecek, ama fırsatı kollayıp yeniden “Piyasa güçleri, ileri!” komutası verilecek; tekrar “soygun” başlayacak, halka bir kemik atılıp milyarderlerin sayıları daha da artacak, bir eyyam “yeni liberalizm” ve gecikmeden bir başka “mali bunalım”, ardından devlet yeniden göreve...Ne bu “cehennemî gidiş-geliş”?Kapitalizmin yaşamı, soluk alıp vermesi!Tam sağlığa kavuşması mümkün değil mi? Hayır değil!Karl Marx’ın ilk büyük buluşu da budur!Tarihe “diyalektik” baktığı için, kapitalizmi sağaltma yerine, insanlığın kurtuluşunu yeni bir düzenden, “sosyalizm”den bekler; onu kuracak olan da, kapitalizmin ürünü olan “proletarya”dır, yani işçi sınıfı! Kapitalizmi kuran “burjuvazi” idi, sosyalizmi yaratacak olan da işçi sınıfıdır.Nasıl bir yolla? Devrim, yani ihtilal yaparak!Konunun burasında, okurlara tarih... Devamı

28 09 2008

9. Dalga... Mustafa Balbay - Gündem

Mustafa Balbay   - Gündem9. Dalga... Gökhan Aydıner, Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde tüm ulusal gazete ve televizyonların yöneticilerine Türkiye’deki terör olgusunu bütün yönleriyle ortaya koyan bir brifing sırasında şu değerlendirmeyi yapmıştı:“20. yüzyılın ikinci yarısında dünyanın neresinde nasıl bir terör yaşanmışsa, onu Türkiye de yaşadı. Kimi coğrafyalarda dini motifli terör oldu, biz de yaşadık. Kiminde ideolojik terör yaşandı, biz de yaşadık. Etnik kökene dayalı terörün kıskacına düşen oldu, biz de... O nedenle Türkiye terör olgusunun sosyolojik, toplumsal, uluslararası her boyutuyla ilgilenmek durumundadır...”Gerçekten de Türkiye, gerek bulunduğu coğrafyanın kaderi gerekse iç dengeleri nedeniyle terör belasının pek çok türüyle karşı karşıya kaldı... Hâlâ da kalmaya devam ediyor. Ne yazık ki, pek çok ülke “bana zarar vermeyen terör hareketlerine terör demem” yaklaşımında olduğu için Türkiye’nin işi daha da güçleşiyor.İşte dibimizde Irak... Ülkenin kuzeyine hâkim olan yönetime yıllardır “PKK terör örgütüdür” dedirtemedik...                                    * * *Girişte vurguladığımız gibi, Türkiye terörün deyim yerindeyse bin bir çeşidiyle uğraşırken gündeme yeni bir terör örgütü düştü:Ergenekon.16 aydır devam eden bir operasyon. Bu hafta kimilerine göre 8., kimilerine göre 9. dalga yaşandı.Dalga dalga yayılan bir terör örgütü...Operasyonun ilk başladığı Haziran 2007’de,... Devamı

24 09 2008

Ergenekon'da 9. Dalga

Ergenekon'da 9. dalga Ergenekon operasyonunun 9. dalgası bu sabah erken saatlerde Tuncay Özkan'ın gözaltına alınmasıyla başladı. İstanbul, Ankara ve İzmir'de eş zamanlı yürütülen operasyonlarda gözaltına alınan isimler arasında; Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, eski Ankara DGM Savcısı ile Emekli Albay Tanju Güvendiren de bulunuyor.Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul- Eski Esenyurt Belediye Başkanı ve Gürbüz Çapan ve bazı Adli Tıp çalışanları da Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Çapan'ın Bahçeşehir Esenkent'teki evinde sabah saatlerinde polis ve jandarma ekiplerince arama yapıldı.Ergenekon soruşturması kapsamında, gazeteci Tuncay Özkan, “Biz Kaç Kişiyiz” hareketinden Evrim Baykara, Kanaltürk'ün eski yöneticisi Kerimcan Kamal, Kanaltürk'ün eski spikeri Duygu Dikmenoğlu, Dr. Hüseyin Nazlıkul da gözlatına alınanlar arasında bulunuyor.Operasyon kapsamında gözaltına alınan diğer isimler ise şöyle; Şafak Akbaş,Yıldıray Baran ve Mustafa Tavşan Özkan, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeÖzkan'ın Bebek Cevdetpaşa Caddesi'nde bulunan evinde saat 06.30 sıralarında başlatılan ve yaklaşık 8,5 saat sürdürülen arama ve inceleme çalışmaları tamamlandı.Evde bulunan ve hakkında gözaltı kararı alınan Tuncay Özkan, arama işleminin tamamlanmasının ardından polis ekiplerince emniyete götürülmek üzere kelepçe takılmadan evden çıkartıldı.Tuncay Özkan'a  destek olmak için evinin önünde toplanan ''Bizkaçkişiyiz Sivil Toplum Platformu" üyeleri, bu sırada slogan atarak Özkan'a destek oldu. Özkan'ı görmek için polis aracına doğru yönelen gruptan bazı kişiler ile polisler arasında kısa süreli ... Devamı

15 09 2008

Sol Çıkışını Arıyor 4

Türkiye’ye “yenilenmiş bir sol ” lazımSORU-CEVAP/ DEVRİM SEVİMAY / Fotoğraflar: Hüseyin Özdemir Kapatılırsa AKP ne yapacak? Kapatılmadı; AKP şimdi ne yapacak? AKP ders çıkaracak mı? AKP uzlaşacak mı? AKP’nin stratejisi ne olmalı? AKP, AKP ve yine AKP…SORU-CEVAP’IN KONUĞU 10 ARALIK HAREKETİ’NİN SÖZCÜSÜ PROF. DR. BURHAN ŞENATALAR Ya peki sol? Sol ne yapacak bu süre içinde? Sol kendini nasıl düzeltecek? Sol ne zaman ders çıkaracak? Solun stratejisi ne olacak?Belki Anayasa Mahkemesi’nin kararı çok taze, gündemin birinci maddesi bu; ama acaba eş zamanlı olarak, güçlü bir sol olmadığı sürece Türkiye’nin hep böyle sendeleyeceğini de tartışmak mümkün değil mi? Madem yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor Türkiye sol için de yeni bir sayfa açılamaz mı? AKP’nin yeni dönemi için ümitleniyorsak, sol adına da ümitlenemez miyiz? Sonuçta bir yerinden başlamak lazım… Geçtiğimiz haftalarda ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras’la görüşmüştük. Bu hafta da sayfamızı 10 Aralık Hareketi’ne açtık. Hareketin Sözcüsü Prof. Dr. Burhan Şenatalar’la solun geldiği ve daha gideceği yolu konuştuk. Ama sırf solun geleceği için değil, Türkiye’nin geleceği için de konuştuk:- AKP, uzlaşma, Anayasa, AB, demokratikleşme vs. için yeni bir başlangıçtan söz edilirken acaba bu arada sol adına da yeni bir sayfa açmak mümkün mü?Gerekli ve mümkün, ama o kadar kolay değil. - Neden gerekli?Türkiye’de sol başlığı altında iki kanal var şu anda: Bir tanesi daha merkeziyetçi, daha otoriter ve AKP’yi sandıkta yeneceğine inanmayan, bu konuda kendine de halka da güvenmeyen, bilakis halkı çıkarlarını bir sepet uğ... Devamı

16 09 2008

Sol Çıkışını Arıyor 3

AB ile bir an önce barışmak gerekiyorSOL ÇIKIŞINI ARIYOR - 5 / Devrim Sevimay / Fotoğraf: OZAN GÜZELCE ‘İstemezük’çülerden başlayıp Erbakan ve Erdoğan’a varan tutucu çizgideki tablo 2002’de birdenbire AB’ci kesiliyor. Sol da AKP’nin karşısında görünmek adına AB’ye muhalefetle meşguldü. AB alanını AKP’ye bırakmak olacak şey mi? AB’ye uyum süreci zaten demokrat, hatta sosyal demokrat bir partinin isteyebileceği reformları içermiyor mu? Hele ‘sosyal Avrupa’ modeli tam bizim hedefimiz değil mi? O yüzden Türkiye solunun bir an önce AB ile barışması gerekiyor.Aydın Cıngı’yla İstanbul’un bir nevi Cafe de Flore’unda görüştük; yani sol entelektüel camianın buluşma noktalarından İstiklal caddesindeki ünlü Kaktüs’te... SOSYAL DEMOKRASİ VAKFI (SODEV) BAŞKANI AYDIN CINGI:SODEV Başkanı Aydın Cıngı’nın soyadı dünkü anonsta yanlışlıkla “Çingi” diye çıkmış. “Cıngı” Orta Anadolu’da “kıvılcım” demek. Aydın Cıngı’nın da sol için kıvılcım yaratacak, onu önümüzdeki yaklaşık 2-3 yıl içinde ateşe dönüştürmeyi hedefleyen iki önerisi var. Biri AB’yle barışmak, diğeri de “deli gibi” çalışıp sosyal projeler üretmek. Cıngı’nın “nüans” konusundaki gerçekçi uyarısını da ayrıca dikkatinize sunarız: Sol, AB’yi AKP’ye niçin kaptırdı, sizin gözleminiz ne? AB’den uzmanlar zaman zaman İstanbul’a gelip gidiyor. Onlarla çok sık buluşup konuşuyoruz. Sonuçta bunların bazıları da senli benli olduğumuz sosyal demokrat parlamenterler. Ama bakıyorum çoğu hâlâ AKP’yi destekliyor. Sebebi nedir diye ben de incelemeye çalıştım.&n... Devamı

17 09 2008

Sol Çıkışını Arıyor 2

Benim formülüm taban yaratmakSOL ÇIKIŞINI ARIYOR - 2 / Devrim Sevimay / (Fotoğraflar: OZAN GÜZELCE) Türkiye’deki sol, Marksist bir temelden ve kültürden gelmiyor. Bizdeki sol partiler kendilerini yeni sağ süreçlerin getirdiği ekonomik politikalar üstünden tarif etmeye çalışıyor. Benim formülüm şu: Taban yaratmak ve kendi tabanını sağın elinden almakSHP döneminde başdanışmanlık yapan Hasan Bülent Kahraman, önceki yıl ABD’nin ünlü Princeton Üniversitesi’nde ders vermişti.  Dizimizin dünkü ilk bölümünde yaptığımız “Bu sayfada okuduğunuz görüşlerle ilgili sizde oluşan kanaatleri bize gönderin (dsevimay@milliyet.com.tr),  biz de sahiplerine iletelim. Hatta www.milliyet.com.tr adresinde yayımlayalım. Tartışmaya siz de katılın ve geleceğinize müdahale etmeye şu soruyu yanıtlayarak başlayın: Solun çıkış yolu hangisi?” davetimi okurlarımızdan büyük ilgi gördü. Görüşleriniz e-mail kutumuzda birikiyor.Bu arada biz de tartışmaya çok önemli iki uzmanla devam ediyoruz:SABANCI ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ, SABAH GAZETESİ YAZARI DOÇ. DR. HASAN BÜLENT KAHRAMAN:Bu ülkede vatandaşların çoğu niçin gidip sağa oy verir de sola vermez?Çünkü cumhuriyeti kuran parti, Türkiye’de daima “hukuksal ve kültürel” dönüşümü gerçekleştirmeye çalıştı. Zaten Cumhuriyetin kendisi de hukuksal ve kültürel bir dönüşüm demekti. Ama buna mukabil sağ, “toplumsal” ve gerçek anlamdaki “siyasal” dönüşümü gerçekleştirdi.Yani 1950’den itibaren sağ partiler “aktif modernleşme, alt yapı, ekonomik büyüme, kalkınma, kişi başına düşen milli geli... Devamı

18 09 2008

Sol çıkışını arıyor

Sol çıkışını arıyorDevrim Sevimay'ın hazırladığı "Sol çıkışını arıyor" yazı dizisinin tamamına aşağıdaki başlıklara tıklayarak ulaşabilirsiniz...ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras10 Aralık Hareketi Sözcüsü Prof. Dr. Burhan ŞenatalarSosyalist Emek Hareketi Üyesi Ertuğrul Kürkçü“Sol Çıkışını Arıyor” Dizisine Başlarken…DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇelebiPir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Fevzi GümüşDiyarbakır Barosu Başkanı Av. Sezgin TanrıkuluBoğaziçi Ü. Öğretim Üyesi ve Sosyal Politika Forumu Başkanı Prof. Dr. Ayşe BuğraSabancı Ü. Öğretim Üyesi ve Yazar Doç. Dr. Hasan Bülent KahramanKoç Ü. Öğretim Üyesi ve Akıl Platformu Başkanı Prof. Dr. Fuat KeymanAlman SPD Milletvekili Lale AkgünSanatçı Zülfü LivaneliAvukat Eşber YağmurdereliSODEV Genel Başkanı Aydın CıngıBilgi Ü. Öğretim Üyesi ve Gazeteci-Yazar Prof. Dr. Haluk ŞahinSiyaset Bilimci Prof. Dr. Baskın OranTESAV Genel Başkanı Erol TuncerSHP Genel Başkanı Murat KarayalçınTarihçi-Yazar Erdoğan AydınEski CHP Genel Başkanı ve Gazeteci-Yazar Altan ÖymenEski CHP Genel Sekreteri ve KONDA Yönetim Kurulu Başkanı Tarhan ErdemEskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz BüyükerşenODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sencer AyataAKP'ye karşı aynı netlikte yapılanma şartSOL ÇIKIŞINI ARIYOR - 1 Devrim Sevimay / Fotoğraflar: SEYHAN KALKAN Türkiye sola susamış vaziyette. Burada bizim yapmamız gereken, AKP'nin netliğine, ideolojisine karşı aynı netlikte cevap verebilecek sosyal demokrat bir yapılanmadır. CHP bugünkü anlayışıyla o ihtiyacı karşılamaktan uzak görünüyor. Aldığı oy yüzde 18-20 arasında donmuş durumda. Oysa solun Türkiye potansiyeli en az yüzde 40'lardaBaşlarken Bu tartış... Devamı

22 09 2008

Unutulanlar: Solun ideolojik tarihi

Unutulanlar: Solun ideolojik tarihi Tartışı-Yorum / 18/09/2008 1844 El Yazmaları mürekkebin kana, mürekkebin insana, mürekkebin savaşıma dönüştüğü; kıvrım kıvrım olup sararmış, unutulmuş defterlerin adıydı. Baş döndürücü bir hızla gelişen endüstri IXX. Yüzyılın ortalarına doğru sistematikleşmiş, siyasi otoriteler tarafından korunur olmuştu. Edebiyat ile felsefeye meraklı genç büyümüş, bir yıl boyunca burjuva iktisadının kavramlarını burjuva iktisadına karşı kullanmak diye tanımlayabileceğimiz bir yöntemle uzun, bir bölümü kaybolmuş defterler doldurmuştu. Filizin yeşile bürünüp başkaldırması gibi El Yazmaları ekonomi üzerine yapılan ilk araştırmaların eskizi, ücretli biçimi altındaki insan emeğinin yabancılaşmasının bir olgusal analizi, Feuerbach’dan, Rousseau’dan Rousseau’dan süzülüp gelen etkilerle ilk ekonomistlerin, Smith, Ricardo ve diğerleri üzerine ilk okumaların meyvelerindendi. Paris, Café de la Régence 1844 Ağustos’unun son günlerinde Paris’te yazın sıcağından eser kalmamıştı. Tanınmış kafelerin birinde Café de la Régence’de adları unutulmayacak, birlikte yaptıkları işlerle dostluklarının düzeyi hep at başı gitmiş iki yazar tanıştı. İki yıl önce edebiyat ile felsefeye meraklı gencin çıkardığı Rheinische Zeitung gazetesinde karşılaşmışlardı. Biri diğerine yazdığı yapıtı gösterdi: "1844 Yılında İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları” İngiliz, Alman ve İtalyan devrimcilerin sığınağında tek başına kalsa belki de kilometrekarelerce yayılmayıp birkaç dergi köşesinde kalacak düşünceler iki yazarın dostluğuyla perçinlendi, milyonları peşinden sürükleyecek, devletler yıkıp devletler yaratacak, savaşın ve barışın tarafını belirleyecek güce dön&uum... Devamı

19 09 2008

Önemli olan senin hikâyen

Önemli olan senin hikâyen FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN RADİKAL CUMARTESİ / 20/09/2008Sakin ve sinirlerine hâkim insanlar olun’ mesaj kaygılı şarkısının klibinde Sezen Aksu, Uzay Heparı, Neslihan Yargıcı gibi isimleri sürreal kılıklarda izleyeli tam 15 yıl olmuş. O arada 11 albüm çıkarmış, onlarca klip çekmiş. Arada bir de Eurovision muzafferliği var, ‘Törki tu points’lere alışkın Türk halkına ilaç gibi gelen. Şu sıralar Demir Demirkan’la kurduğu Painted On Water adlı grubuyla Amerika’da albüm hazırlığında olan Sertab Erener son 15 yılını, ‘iç huzuru’, ‘denge’, ‘dünya barışı’, ‘sevgi’ gibi vagonlardan mürekkep bir trenin kondüktörü gibi geçirmiş. ‘Hastalık’, pişkin bir biletsiz yolcu olup, her vagonda karşısına çıksa da, onu da sükunetle karşılamayı bilmiş. Yeşil çay çeşitleri, kişisel gelişim kitapları, beden ve zihin egzersizleri gibi konularda diskuru epey geniş olan Erener’le ‘hayatı bekletmediği anlar’ı konuştuk.  Proje, ‘Hayallerinizi gerçekleştirmek için beklemeyin’ diyor. Toplumsal mesaj vermek gibi bir kaygınız oldu mu?Bizim toplumumuzda maalesef kadınlar da erkekler de kendini gerçekleştiremiyor. Türkiye’nin böyle bir çıkmazı var. Yenik olmak enteresan bir şekilde toplumsal bir bilgiye dönüşmüş. Başarısızlık, hayallerini gerçekleştirememek jenerasyonlar boyunca kabul edilmiş toplumsal bir koda dönüşmüş. Bu yenik başlama meselesi hayal kurmayı da engelliyor. Güçlü hissetmediğin noktada birey olamazsın. Bence Türk aile yapısının da etkisi var. Anneler çocuklarını bağımsız yetiştirmiyor. Geleneksel tutucu aile yapımız çocuğun birey olarak gelişmesini, kendini gerçekleştirmesini eng... Devamı