CHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL’IN KARS MİTİNGİNDE YAPTIĞI

16/3/2009 · Kategori: Deginmeler

GENEL BAŞKAN DENİZ BAYKAL’IN

KARS MİTİNGİNDE YAPTIĞI KONUŞMA

(16 MART 2009)

 

 

 

 

Sevgili Karslılar, çok değerli vatandaşlarım, bu buluşma için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Eksik olmayın. Bu büyük Kars’a büyük sevgiyle, büyük coşkuyla karşıladınız. Bütün Karslılara hiçbir siyasi parti ayrımı yapmadan hepinize, tümünüze yürekten teşekkür ediyorum.

 

Bugün birbirimizi rahat görelim. Bu güzel pankartlar için tekrar teşekkür ederim. Bu güzel pankartları gördüm, eksik olmayın, çok güzel sözler söylemişsiniz, uyarılar yapmışsınız, duygularınızı yansıtmışsınız eksik olmayın. Şimdi bunları indirelim de şöyle Karslılarla göz göze konuşalım. Eksik olmayın çok teşekkür ederim. Size de teşekkür ederim Doğubeyazıtlılar. Şeref veriyorsunuz, onur veriyorsunuz eksik olmayın indirelim.

 

Sevgili Karslılar, bugün bizi gerçekten çok büyük bir buluşma olarak karşıladınız, görkemli bir toplantı yapmışsınız eksik olmayın. Hem katılımınız için, buradaki varlığınız için, hem de bu muhteşem heyecanınız, coşkunuz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum.

 

Sevgili Karslılar, çok değerli kardeşlerim, bilirsiniz Türkiye’nin her yerinde yaşayan bütün insanlarımızın gönlünde Kars’ın bambaşka bir yeri vardır. Kars bütün Türkiye’de çok özel bir sevgiyle, çok özel bir saygıyla, çok özel bir şekilde değerlendirilerek gönüllerimizde yaşatılır. Kars bütün memleketin, bütün ülkenin, bütün insanların, bu topraklarda yaşayan, bu coğrafyada yaşayan herkesin gözünde bambaşka bir değer taşır, bambaşka bir anlam taşır. Yurdumuzun her yeri güzeldir, her yeri önemlidir, her yeri değerlidir. Ama Kars’ın güzelliği, Kars’ın değeri, Kars’ın önemi bir başkadır. Türkiye’de yaşayan herkesin gönlünde, gözünde Kars başkadır. Ama Cumhuriyet Halk Partisinin gözünde Kars bambaşkadır, bambaşkadır. Kars bizim için sevgidir, hasrettir, dostluktur, çiledir, ızdıraptır, bütün insani duygular Kars deyince gönlümüzde yaşar. Kars’ın yetiştirdiği büyük isimler bizim partimizin unutulmayan büyük isimleridir. Bir Sırrı Atalay denildiği zaman bizim yüreğimiz kalkar. Bir Kemal Güven denildiği zaman bambaşka duygular yaşarız. Bir Doğan Araslı denildiği zaman hiç sormayın. Benim aziz kardeşim genç yaşta kaybettik, pırıl pırıl bir insan. Yüreği tertemiz bir insan ve son zamanlarda kaybettiğimiz çok değerli Kars’ın evladı Celal Aras. Kars’a büyük hizmetler vermiş, çok değerli bir insan. Allah rahmet eylesin. Bütün bunlar bizim ruh dünyamızın, düşünce dünyamızın önemli temel taşlarıdır.

 

Sevgili Karslılar, bir kez daha Kars’ta sizlerle beraber olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum, onur duyuyorum. Eksik olmayın sizde şeref verdiniz, toplantımıza katıldınız, bize güç veriyorsunuz. Hepinize yürekten bir kez daha teşekkür ederim.

 

E nasılsınız sevgili Karslılar? İyi misiniz, keyfiniz yerinde mi, işleriniz yolundamı, geliriniz gideriniz birbirini tutuyor mu, masrafınız, kazancınız birbirini karşılıyor mu? İşler yolundamı? Yani Kars’ta yaşan vatandaşlarım, çiftçi vatandaşlarım, besicilik yapan vatandaşlarım, köylü vatandaşlarım hayatından memnun mu? Hayvancılık şöyle canlandı mı? Besicilik canlandı mı, fiyatlar yükseldi mi? Hayvan sayısı katlanarak arttı mı? Devlet kombinalar kurdu hayvanınızı en yüksek fiyattan satın alıyor mu? Hayvan başına en yüksek prim veriliyor mu? Sütçülük canlandı mı? Yem fiyatları ucuzladı, süt fiyatları katlandı mı? Yani Kars’ta yaşayan çiftçilerimiz, Kars’ta yaşayan besicilerimiz ekonomik bakımdan daha güçlenmediler mi, daha zenginleşmediler mi? E Türkiye zenginleşiyor diyorlar. Türkiye katlanarak zenginleşiyor diyorlar. Kars’a o zenginlik geldi mi? Kars’a uğramadı, çiftçiye uğramadı, hayvancıya, besiciye uğramadı öylemi? Peki Kars’taki esnafın yüzü gülüyor mu? O hayatından memnun değil mi? Onun işleri artmadı mı, kazancı artmadı mı, çekler, senetler dönüyor mu, vergiler ödeniyor mu, pirimler ödeniyor mu? İşler çoğaldı mı, ciro arttı mı, piyasa hareketlendi mi? Emeklilerin durumu nasıl oldu bağ-kur emeklilerinin, SSK emeklilerinin? Yok artık silindi atıldı. Emeklilerin durumu da iyi değil öylemi? Peki işsiz gençlerimizin durumu nasıl? Gençlerimiz iş bulabiliyor mu? Yani onu anaları, babaları binbir çileyle, binbir mihnetle okutuyor, üniversiteye sokuyor, diplomasını aldırıyor, sonra çocuk bir tayin çıksın diye bekliyor değil mi? Öğretmen olayım diye bekliyor. Diplomayı almış değil mi? Onlar tayin edildi mi? Ana baba o kadar masraf etti, çocuk o kadar çile çekti, diploma alındı ama iş yok öylemi? Peki diploması olmayan gençlerimize ekmek kapısı olsun diye fabrikalar, işyerleri açıldı mı? Kars’a bu son dönemde yeni büyük fabrikalar, tesisler, işyerleri getirildi mi? Yeni işyerleri, fabrikalar açıldı mı? Eldeki fabrikalar ne oldu? Bildiğim kadarıyla Kars’ta sizin fabrikalarınız var. Et balık ne oldu et balık? Yani Türkiye’yi bırakın dünyada Kars deyince akla hayvancılık gelir, besicilik gelir, et gelir. Ne oldu buradaki kombine, ne oldu et balık kurumu? Et balık kurumu kapandı mı? Arsası ne oldu? Arsasına inşaat mı yapıyorlar? Öylemi? Peki süt fabrikası ne oldu? Süt fabrikası, Kars deyince süt, peynir, kaşar, gravyer, sütün en iyi şekilde değerlendirildiği yer. Sütün en kaliteli olduğu, en lezzetli olduğu yer. Süt nimet, nimet, zenginlik, insanlığın doğduğu andan öldüğü ana kadar daima muhtaç olduğu temel besin maddesi. En kıymetli olay. Ve burada alası var değil mi? Ne oldu? Süt fabrikası ne oldu? Harabemi oldu? Elinizde bir şeker fabrikası kaldı galiba değil mi? O da özelleştiriliyor mu? Özelleştirildikten sonra umut yok diyorsunuz. İşçiler çıkarılıyor değil mi?

 

Şimdi sevgili Karslılar, yani bu kadar cumhuriyet hükümetleri yeterince hizmet yapmadı diye biz üzülüyorduk. Elimize bir fırsat geçse de Kars’a hak ettiği tesisleri, fabrikaları, işyerlerini getirebilsek diye düşünüyorduk, özlüyorduk. Şimdi görüyoruz ki, geçmişte açılmış olan fabrikalar kapanıyor. Yeni fabrikaların açılması bir yana, yeni işyerlerinin açılması bir yana Kars’ın ekonomisi, altyapısı, zenginliği, zenginlik kaynakları elinden alınıyor. Öylemi? Peki sizin bir hatanız var herhalde, sizin bir kusurunuz var. Yani Karslı çalışkan, Karslı üretici, Karslı sabırlı, çilekeş insan. Kars’ın Serhat kentinde sınırda Türkiye’yi bekliyor. 1500 metrede hayatı sürdürüyor. 8 ay kışı taşıyor. Buradaki topraklarda geçimi sağlamak için en büyük çileyi, ızdırabı çekiyor. Şimdi bu insanlar çalışkan, büyük imkanları, zenginlikleri olan bir yer Kars. Hayvancılığı var, besiciliği var. Niye bu kadar büyük bir çöküş yaşanıyor. Eskiden Kars deyince akla doğunun Paris’i gelirdi. Medeniyet merkeziydi burası. Yani insanlar Ankara’dan yola çıkıp, İç Anadolu, Doğu Anadolu’dan geçip Kars’a geldikleri zaman ya burası neymiş böyle diye hayranlık duyarlardı. Medeniyet merkeziydi, kültür merkeziydi. Kars Türkiye’nin örnek bir kentiydi, eğitimde örnekti, ekonomide örnekti. Türkiye’nin pek çok ilinden daha zengindi. Adam başına düşen gelir Kars’a Türkiye’nin en önde gelen illeri arasında idi. Ne oldu şimdi? Kars geriledi, Kars çöktü öyle değil mi? Sizin bir hatanız olmalı, herhalde siz iktidar partisine yeterince oy vermediniz. Yeterince milletvekili seçip göndermediniz Ankara’ya. Öylemi? Ankara’ya 7 yıldır AKP milletvekili göndermeyi ihmal ettiniz herhalde öylemi? İhmal etmediniz mi? AKP’ye mi oy verdiniz? AKP milletvekillerini mi gönderdiniz? Peki o milletvekilleri orada ne yaptılar? Yani Kars’ın derdini, Kars’ın davasını, Kars’ın ızdırabını dile getirmediler mi, anlatmadılar mı? Ankara’ya öğretmediler mi? Ankara’dan buraya hizmet getiremediler mi? 7 yıl iyi süre değil mi? Yani 7 yıl iyi sabretmişsiniz, iyi destek olmuşsunuz sonuç bu değil mi?

 

Şimdi Kars bunu en iyi şekilde değerlendirecek mi? Kars’ın iddiasını, haklılığını, davasını, şerefini, onurunu sandıkta ortaya koyacak mı? İnanıyorum yaparsınız, inanıyorum yapacaksınız.

 

Şimdi Türkiye’de Kars’a büyük haksızlık yapıldığı açık. Türkiye’de ciddi kriz var, ekonomi çöküntü içinde, işyerleri kapanıyor, işsizlik patladı ama bunlar yeni yeni fark ediliyor. Nerede? Türkiye’nin genelinde. Kars’ta siz şimdi milletin kriz geldi dediği olayı yıllardır yaşıyorsunuz. İşsizlik burada zaten patlamış, çok önceden patlamış. Ekonomik gerileme burada başlamış, orada yeni başlıyor. Yani asıl sıkıntıyı siz çekmişsiniz. Şimdi paket diyorlar, tedbir paketi diyorlar. Tedbir paketi arayışına girdiler. Elbette girilecek, ekonomi çöküyor bunlar seyrediyor. Tedbir alın. Ama insanın içinden şu soruyu sormak geçiyor. Ya sizin aklınız Doğu Anadolu ve Kars çökerken neredeydi? Tedbir paketini o zaman niye düşünmediniz, niye o zaman aramadınız? Şimdi tedbir diyorlar, tedbir arıyorlar. Tedbiri nerede arıyorlar? Sanayide arıyorlar. Güzel arasınlar. Ama bu memleketin çiftçisi yok mu, bu memleketin köylüsü yok mu? Hayvancısı, besicisi yok mu? Onların tedbire ihtiyacı yok mu, onlar krizde değil mi? Bunalımda değil mi, onlara bir şey düşünmüyor musunuz? Hiç onlara düşünen yok. Ne diyorlar herhalde? Ya bunlar alıştı zaten diyorlar. Bunlar alıştı, oylarını da bizim için uygun kullanıyorlar. Ne lüzum var onlarla uğraşmaya diyorlar değil mi? Peki onlar öyle diyorlar da siz onlara bir şey söyleyecek misiniz? Bir cevabınız olacak mı? 29 Martta o cevabı telle bekliyorum, APS ile bekliyorum o cevabı!

 

Sevgili Karslılar, demokrasilerde iktidarlar hata yapar, yanlış yapar, ihmal eder. Toplumu ihmal eder, belli kesimleri ihmal eder. Bunlar olabilir. Ama demokrasilerde bu ihmal karşısında vatandaş, seçmen eğer gerekeni yapamazsa, o yanlışa boyun eğerse, o haksızlığı içine sindirirse bu olumsuzluğu kabul ederse işte o zaman demokrasi işlemez olur. Şimdi demokrasiyi işleteceksiniz. Demokrasiyi işletme konusunda en büyük hak sahibi hiç tartışma götürmez şekilde ortadadır Kars halkıdır. Türkiye’de ekonomik çöküntü yaşanıyor. Yeni rakamlar çıktı işsizlik her açıklamada artıyor. Çok tehlikeli düzeyde artıyor. İnsanlar işini kaybedince borçlarını ödeyemez hale geliyorlar.

 

Bakınız sevgili Karslılar, sizin hepinizin yaşadığı bir tabloyu elimdeki Ziraat Bankasının bu mektubuyla Karslılara göstermek istiyorum. Şimdi bir çiftçi Mehmet Atay ismi, tarımsal kredi kullanmış. 4 milyar liralık eski parayla kredi kullanmış. 4 milyar. Ödeyemeye çalışmış, tam ödeyememiş, temerrüde düşmüş, ama temerrüde düştüğü halde ben borcum borçtur borcumu ödemeliyim demiş ödeme çabalarını sürdürmüş. Şuanda bu gelen yazıda gözüküyor ki ana para borcu 828 milyona inmiş. 4 milyar 828 milyona inmiş. Bunu ana parayı yazıyor altında da diyor ki temerrüt faizi 38 milyar 648 milyon. Burada. 38 milyar 648 temerrüt faizi. Adam yani temerrüde düşmüş heyecanla aman ana parasını ödeyeyim gayret etmiş, 4’ü 3’e düşürmüş, 3’ü 2’ye düşürmüş, 2’yi 1’e düşürmüş, 1’i 828’e düşürmüş yazıyı almış. Burası da diyor ki, 828 milyonun kaldı ama senin 38 milyar 648 milyon temerrüt borcun var, ona bir banka sigorta ve muamelat vergisi 1,9 milyar ekliyorum. Buna birde icra ve takip masrafı 2,5 milyar ekliyorum. Cemanyekün senin borcun 43 milyar 959 milyondur haberin olsun arkadaş diyor. Manzara bu. Bunlar sizinde yaşadığınız olaylar. Alıyorsunuz borcu ödemeye çalışıyorsunuz, ödeyebiliyorsanız ödüyorsunuz, işler yolunda gidiyor, gitmiyor, ekonominin hali ortada. Borcunuzu ödeyemiyorsunuz, temerrüde düşüyorsunuz, Allah muhafaza temerrüde düştün mü bittin. Yakayı kaptırdın mı bittin. Manzara bu.

 

Değerli arkadaşlarım, şimdi bu Türkiye’nin acı gerçeği. Birde Başbakan çıkıyor işinden atılmış adam borcunu ödeyememiş, temerrüde düşmüş. Temerrütte faiz ortalama %5 aylık. Başka ülkelerde %1. Başbakana diyoruz ki, kardeşim şunlara bir tedbir getir. Tedbirin ne olduğunu, çarenin ne olduğunu da söylüyoruz. 7 tane madde söyledik. Şunları uygula diyoruz. Bize diyor ki, bu borç sahipleri dürüst insanlar değil diyor. En son açıklaması. Bu kredi borcu olan insanlar dürüst değil diyor.

 

Değerli arkadaşlarım, yani bu insanları bu hale düşüren sensin. Bu hale düşen insanlar borcunu ödemek için, ana para borcunu o onu düşünüyor, kanunu düşünmüyor. Helali, haramı düşünüyor. Benim borcum borç diyor. Bunu ödemem lazım diyor, onun için çırpınıyor adam. Sende çıkıp buna diyorsun ki, sen dürüst değilsin. Adam işinden atılmış, adamın oğlu okulda okuyor. Gelmiş demiş ki okula temizlik kurulu için para istiyorlar 2 milyon. Adam cebinde para yok çocuğuna cebini gösteriyor. Yok oğlum diyor veremem. Çocuk dönüyor okula söylüyor. Okuldan koluna yazı yazıyorlar temizlik parası ödenecek diye. Şimdi lisedeki çocuğunu okuldan alıyor işten atıldığı için. Bu insanlara dürüst değilsin demek yapılabilecek en büyük haksızlıktır, en büyük adaletsizliktir. Bunu söyleyen Başbakana sormak lazım sen işten atılmanın ne demek olduğunu bilir misin? Sen işsiz kalıp evine ekmek götürememenin, okuldan para istiyorlar diyen çocuğuna 2 milyon lira verememenin nasıl bir ızdırap olduğunu sen bilir misin? Sen bunu bilmezsin. Senin çocuklarını arkadaşların, eşin dostun Amerika’da okuturlar. Ama o işten atılan insanın çocuğunu Amerika’da okutacak arkadaşı yok. Devletin olması lazım devlette yok!

 

Sevgili Karslılar, sevgili kardeşlerim, Türkiye’de bu acıları yaşıyorsunuz, biliyorsunuz, içindesiniz. Her gün yaşıyorsunuz. Peki Türkiye’nin bu gerçeklerini biliyorsunuz da ülkemizde yapılan yolsuzlukları da biliyor musunuz? Sevgili Karslılar yolsuzlukları biliyorsunuz değil mi? Deniz Fenerini biliyor musunuz? Nelerin olduğunu, nelerin yaşandığını biliyor musunuz? Eskiden yolsuzluk kişisel yolsuzluktu, kişisel olaydı. Ahlaksız, sütü bozuk, haram helal bilmeyen birisi çıkardı elinde bir imkan varsa yolsuzluk yapardı. Şimdi olay değişti. Şimdi yolsuzluk artık teşkilatlı yolsuzluk, teşkilatlı, örgütlü yolsuzluk. Şirketleşmiş, dernekleşmiş yolsuzluk. Tek başına yapılmıyor. Cemaat halinde yapılıyor, hep beraber yapılıyor. Bir araya geliyorlar öyle yapıyorlar. Yaparken de mevzuata göre yapıyorlar. Yani kanunu, mevzuatı kullanıyorlar, bunu göz göre göre uyguluyorlar. Almanya’da çıkmışlar Ramazan mübarek gün cami cami dolaşmışlar, her yerde Allah, peygamber, din iman lafları, millete demişler ki, bu Ramazan ayında fitrenizi, zekatınızı bize verin, biz yoksulları giydireceğiz, açları doyuracağız. Bize verin yardımı biz yapalım demişler. Bizim vatandaşlarda vatan hasreti içinde elindeki avucundakini vermiş bunlara. Toplamışlar parayı. Bakın dikkat edin ne diye topluyorlar? Din iman diye topluyorlar. Yani dini vecibeni yerine getir diyor. Yani Müslümanlığın gereğini yerine getir diyor. Allah, peygamber, din, kitap, kuran diye para topluyor düşünün. Yani insan yolsuzluk yaparda insaf edin ya bu yolsuzluğa dini, imanı, Allah’ı, peygamberi alet etmek hangi vicdana sığar? Yani bunlar sadece paralarını aldıkları insanları değil, haşa Allah’ı, peygamberi, kitabı, kuranı da aldatmaya kalkıyorlar, ona da yolsuzluk yapmaya kalkıyorlar. Topluyorlar paraları birisine veriyorlar kuryeye sen bunu götür diyorlar. Bankadan göndermiyorlar. Bankadan değil nereden geliyor? Çantanın içinde. Getiriyorlar Türkiye’ye Türkiye’de şirket kuruyorlar kendi adlarına, hesaplarına. Binlerce insandan din iman diye topluyorlar kendi şahıslarına ait şirket kuruyorlar. Yetmiyor birde televizyon kanalı kuruyorlar. O televizyon kanalında ne yapıyorlar? Gece gündüz Recep Tayyip Erdoğan, AKP aşağı, AKP yukarı. Yani milletin fitresi, zekatı, yardım parası bunların siyasi reklamına harcanıyor. Olur mu böyle bir şey? Bu günahın ötesinde, haramın ötesinde, yetim hakkı yemenin ötesinde. Bunu yapıyorlar. Alman hükümeti bunu duyunca hemen el koydu hızla bunları yargıladı bir kısmını mahkum etti. Şimdi soruyoruz bunlar mahkum ettiler sen niye harekete geçmiyorsun diyoruz. Bize diyor ki, yazı yazdım. Nereye yazı yazdın? Almanya’ya, ne diyorsun? Şu mahkum ettiğin dosyayı gönderde bende bir bakayım. Adamlar bize yazı yazmışlar diyorlar ki, biz bunları yakaladık, mahkum ettik ama asıl elebaşıları sizde, Türkiye’de. Onları yakalayın diyorlar isimlerini veriyorlar.

 

Şimdi bu diyor ki, dosyayı yazıyla istedim. Aylar geçti dosya yok. Dedim ki, ya Almanya’da Alman hükümeti bu suçu inceliyor. Bu suçu işleyenler bizim vatandaşlarımız, aldatılanlar bizim vatandaşlarımız. Parayı Türkiye’ye taşıyanlar bizim vatandaşımız, Türkiye’de kurulan şirketler bizim şirketimiz. Televizyon kanalı bizim televizyon kanalımız. Elin Alman’ı mahkum etmiş, senin emniyetin yok mu, jandarman yok mu, savcın yok mu, hakimin yok mu, kanunun yok mu, hukukun yok mu, vicdanın yok mu? Sen ne seyrediyorsun? Yazı yazdık bekliyoruz dosya gelecek. Dosyayı o zaman Almanya’da bir kaplumbağanın sırtına koysalar Türkiye’ye çoktan ulaşmıştı. Bunu görünce biz bir arkadaşımızdan rica ettik Ali Kılıç’tan. Dedik ki sen git Almanya’ya şu dosyayı getir de gösterelim. Gitti Almanya’dan getirdi. Gittiğimiz her yerde ben mitinglerde dosya dosya diyordun işte al sana dosya. Cumhuriyet Halk Partisi getirdi dedik. Başbakan bize diyor ki, kırtasiyecilerde kırmızı kaplı dosya çok diyor. Kırtasiyecilerde kırmızı kaplı dosya çokmuş. Sen dosyanın kırmızı kabını bırak da içine bak içine.

 

Şimdi Başbakana dedik ki, bu yolsuzluk yapan adamı sen tanıyor musun? Tanımıyorum demek ister gibi oldu ama sonra sustu. Çünkü anlaşıldı ki çocukları bacanakmış. Şimdi bu dosya ne oldu? Getirilsin, getirilsin yazı yazıldı e geldi. Ne oldu şimdi? Tercüme edilecekmiş. Dosya Almanca’ymış Almanca’dan Türkçe’ye tercüme ediliyormuş. Şimdi aylarca tercüme bekliyoruz. Desene ki gönlüm yok canım gönlüm yok. Bu yolsuzluğun üzerine yürümek istemiyorum. O yolsuzluğu yapan insanları mahkum etmek istemiyorum desene açıkça.

 

Şimdi bakın sevgili Karslılar, bu yolsuzluğu konuşuyoruz da bu tabi dünyada görülmemiş bir yolsuzluk olduğu için konuşuyoruz. Başka öyle yolsuzluklar var ki, mesela bir telekom satışı yapıldı Türkiye’de biliyorsunuz. Telekomun taksitlerinden fazla her yıl kazancı var. Yani telekomu alan telekomun 1 yıllık karını aldıktan sonra o yılın taksidini ödeyecek cebine de bir miktar para kalacak. Tarlanın taşıyla tarlanın kuşunu vurdular. Bizim telekomun karıyla telekomu bizim elimizden aldılar. Lübnanlı Hariri ailesine sattı. Sattığı sırada birde kanun çıkardı, karar çıkardı sizin KDV’nizi %10 düşürdüm dedi. Fiyat belli olduktan sonra. %10 KDV’yi düşürdü 100 milyonlarca dolar. Bu kimin cebine gitti, sen bu parayı Türkiye’nin KDV hakkını düşürerek Hariri ailesine mi verdin, başkasına mı verdin? Hisse alındımı, alınmadı mı, ne oldu? Karışık işler. Olay bu. Tüpraş’ı sattılar İsrailli bir işadamına, Ofer’e. Tanıyor musun Ofer’i dedik. Sabah tanımıyorum dedi öğlen tanıdı. Çünkü fotoğrafları çıktı. %14.75’i 750 milyon dolar tüpraşın satışının, kanunla, mahkeme kararıyla ortaya çıktı ki yolsuzluktur. Şimdi bunların hesabı sorulmadı. Daha çok var.

 

Değerli arkadaşlarım, bunların hesabı sorulacak. Ne zaman sorulacak biliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olduğu zaman. Kars Cumhuriyet Halk Partisine destek olduğu zaman.

 

Sevgili Karslılar, peki biz bunları konuşuyoruz, biz bunları söylüyoruz. Başbakan çok kızıyor, çok sinirleniyor, ne yapacağını şaşırıyor. Halbuki bence yapacağı şey açık. Çıkarsın millete dersinki Deniz Feneri’nin aslı şudur; orada bir şey yoktur. Anlatırsın milletin aklı, sağduyusu var. Ondan sonra bende çıkıp söyleyemez olurum. Öyle değil mi? E niye söylemiyor? Buraya gelmedi gelecek. Geldiği zaman Deniz Fenerini bir sorun bakalım. Anlattı mı Deniz Fenerini? Hayvancılığın durumunu anlattı mı, Kars’ın durumunu anlattı mı, kapanan fabrikaları anlattı mı, besicinin halini anlattı mı? Ne anlatacak biliyor musunuz? Deniz Baykal diyecek gene. Deniz Baykal, Cumhuriyet Halk Partisi. Yani kızıyor bu söylediklerime, cevap ver cevap vermiyor. Ne yapıyor? Mitingini topluyor milleti aleyhimde atıyor, tutuyor. Bunun üstüne bende ona diyor ki ya bırak benim aleyhimde böyle arkamdan konuşmayı, bak dedikodu günahtır, sen dedikodu değil gıybet yapıyorsun gıybet. Şimdi günahtır yapma. Eğer benim hakkımda söyleyecek bir şeyin varsa arkamdan söyleme. Gel televizyona beraber çıkalım ne biliyorsan orada söyle 70 milyon dinlesin, bende cevabımı vereyim. Sonra ben söyleyeyim sen cevabını ver. Bak dünyanın her yerinde böyle oluyor. Amerika’da, Fransa’da böyle oldu. Sen niye çıkmıyorsun şimdi Türkiye’de milletin karşısına?

 

Sevgili Karslılar, Başbakan kaçar mı? Gel diyorum televizyonda konuşalım. Sen söyle, ben söyleyeyim. Hayır diyor meydana meydana gel diyor bana. İşte geldim, işte meydan, işte Kars, işte Cumhuriyet Halk Partisi! Ne oldu yani geldik. Sözlerimin cevabını alabildim mi? Sen kendi meydanında konuşuyorsun ben burada konuşuyorum. Buraya gelmiş Karslılar, Karslılar siz buraya niye geldiniz, kim getirdi sizi buraya? Yevmiye verdiler mi size yevmiye? Kumanya dağıttılar mı? Vali yazı yazdı mı Deniz Baykal’ın Kars’ta bugün mitingi vardır bütün daire amirleri, müdürleri, memurları mesai saati içinde de olsa o mitinge gidecekler diye yazı yazdı mı? Size bu mitinge gelin diye buzdolabı dağıtıldı mı, çamaşır makinesi dağıtıldı mı, kanepe dağıtıldı mı, çekyat? Dağıtılmadı mı? E siz geldiniz. Başbakan bana diyor ki, sana eskort vereyim dolaş diyor. Benim eskorta ihtiyacım yok. Bak bugün buraya koruma ordusuyla, güvenlik güçleriyle, askerle, jandarmayla, panzerle, eskortla gelmedim. Kars’a anamın, babamın evine girer gibi geldim. Eskortmuş. Benim eskorta falan ihtiyacım yok. Ben sabahın şafakla sokağa çıkarım tek başıma, yanımda bir koruma bile yok. Ben halkın içindeyim. Gece gündüz halkın içindeyim. Sabahleyin çıkarım alışverişimi kendim yaparım. Her gün ortadayım, vatandaşın arkasındayım. Hiç korumaya ihtiyacım yok. Niye korunma ihtiyacı hissedeyim. Halka yalan söylemedim, halkın parasını çalmadım, soygun yapmadım, yolsuzluk yapmadım. Doğru bildiğimi söyledim, halkın yararına olduğuna inandığım şeyi söyledim. Yıllardır halkın karşısında alnım açık, başım dik Allah’a şükür huzur içindeyim.

 

Şimdi sen bırak da ya gel televizyonda konuşalım. Eğer televizyonda konuşamıyorsak mecliste 550 milletvekili var. O milletvekillerinin tümünü bırakalım da sadece iki tanesinin, Deniz Baykal’la Recep Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlığını kaldırıverelim. Sadece o ikisinin dokunulmazlığını kaldırıverelim. Yani bırak kanun işlesin. Dokunulmazlığın arkasına saklanarak konuşmanın bir anlamı var mı? Deniz Baykal’la yatıyor, Deniz Baykal’la kalkıyor. İşi gücü Deniz Baykal. Sen Deniz Baykal’ı bırak kendine bak kendine. Deniz Baykal ne zaman iktidar olacak diyor. Benim ne zaman iktidar olacağımı değil de sen iktidardan düştükten sonra başına neyin geleceğinin hesabını yap.

 

Sevgili Karslılar, memleketimizin taze bir başlangıca ihtiyacı var. Yani çok çekildi. Sizde özellikle çok çektiniz. Türkiye’de herkeste çok çekti. Demokrasi değişim demektir, yenileşme demektir. Artık değişme zamanı geldi. Bakın bahar geliyor. Bahar tazelenmenin, yenilenmenin, değişmenin zamanıdır. Yani eskiyi, karanlığı, yıpranmışlığı, acıları, ızdırapları geride bırakalım, içimizde bir yenilik, bir umut yeşeriversin. Şöyle umutla geleceğe bir bakıverelim. Çok çektik yeter artık diyelim. Taze bir başlangıçla yola çıkalım. Öyle değil mi? Bak bahar zamanı, Nevruz zamanı bunu en güzel şekilde birlikte gerçekleştirelim. Bakın Türkiye Nevruza gidiyor. Şimdi herkesin yüreğinde bir kabus eyvah ne olacak gene, kavga dövüş, lastikler yakılacak, asker, gençler, çocuklar birbirlerine girecek. Yaralanmalar olacak, belki Allah muhafaza ölümler olacak. Aman Nevruz geliyor diye millette bir gerginlik, bir telaş, bir korku. Buna ne gerek var? Nevruz bu toprağın bir geleneği değil mi? Bu coğrafyanın bir güzel günü değil mi? Baharı selamlama günü değil mi? Barış ve kardeşlik günü değil mi? Gelin bu hale getirelim. Devletle milleti Nevruzda karşı karşıya getirmekten çıkalım. Devletle milleti kucaklaştıralım Nevruzda. Yani 1000 yıldır kutlanan bir geleneği niye biz korku içinde yaşayalım. Eyvah ne olacak telaşı içinde yaşayalım. Hepimiz kardeşiz. Bu Güneydoğuda da var, Doğuda da var, Antalya’da da var, kimisi Hıdırellez diyor başka bir tarihte kutluyor. Hepsi beraber. Gelin hep beraber el ele verelim kardeşçe Nevruzu resmen kutlayalım, devletle kutlayalım.

 

Bunun kanun teklifini verdik. 1 Mayıs gene bir korku günü, bir telaş günü. Dünyanın her yerinde 1 Mayıs kutlanıyor. Emeğe, alın terine saygı günü, işçiye saygı günü, çiftçiye saygı günü, emeğiyle geçinen herkese saygı günü. Bunu gelin birlikte kutlayalım diyoruz. İkisini birlikte çıkaralım diye kanun teklif ettik hayır olmaz dediler.

 

Değerli arkadaşlarım, bütün bunları aşalım gelin şöyle bir kardeşçe bir kucaklaşalım, bir el ele verelim. Her türlü ayrımcılığı ortadan kaldıralım. Birbirimizi yeniden sevelim. Bölünmeyi, parçalanmayı artık geride bırakalım. Kars’ta bakın siz farklı kültürleri, gelenekleri temsil eden insanlar her birinizin çok önemli Kafkas dünyasında kökleri olan, temelleri olan değerleriniz, kültürleriniz, gelenekleriniz var. Ve bunların hepsi Kars’ta bir zenginlik olarak bir arada. Kürt’ü var, Azeri’si var, yerlisi var, hepsi var. her inançtan, her mezhepten insan var. Ne güzel, ne güzel. Bunları birbirine düşürmeyelim. Bunları birbirinin karşısına çıkarmayalım. Bunları birbiriyle kaynaştıralım. Herkesin kimliği onun şerefidir şerefi. Onurudur. Hiçbir kimlik öbüründen üstün değildir. Her birisi saygıdeğer, her birisi güzel, her birisi değerli. Hepsi bir arada çok daha güzel. Hepsi bir arada çok daha değerli. Kars bunun örneğini vermiş.

 

Değerli arkadaşlarım, bundan sonrada aynı anlayışla devam edelim. Birbirimizle el ele verelim, ayrışmacılığı ortadan kaldıralım. Elbette insanlar özgürce inançlarını yaşayacaklardır, düşüncelerini dile getireceklerdir, dillerini konuşacaklardır, öğreteceklerdir, yayın yapacaklardır. Elbette öyle olacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu yok. Hepimiz kardeşiz, hepimiz bir ve beraberiz. Hepimiz Türkiye cumhuriyetinin eşit vatandaşlarıyız. Ulusal bütünlüğümüzü bozdurmayacağız. Türkiye’nin toprak bütünlüğünü bozdurmayacağız. Millet bütünlüğünü bozdurmayacağız. Kökümüz, kökenimiz ayrı dahi olsa hepimiz aynı milletin parçasıyız. 70 milyonuz. Bu ülkenin 70 milyon tapusu var, tapusu. Hepsi eşit. Hep beraberiz, kardeşiz, bütün Türkiye hepimizin. Barış içinde yarışacağız, tartışacağız, birbirimize değer vereceğiz, birbirimizi kucaklayacağız. Demokrasinin gereği bakın Başbakan hakkında söylenmesi gereken her şeyi söyledim söylemeye devam edeceğim. Valilere yazı yazacaklar, diyecekler ki, ben Niğde’ye açılışa gidiyorum otobüsleri hazırlayın, otobüslere devlet memurları eşleriyle birlikte, aileleriyle birlikte girecekler, Ankara’dan Niğde’ye otobüsler kaldırılacak. Ne o Niğde’de Başbakan açılış yapacakmış onu alkışlayacak insan lazımmış. Eskişehir’e Ankara’dan tren kaldırıyorlar. Niğde’ye otobüs. Kimi götürüyorlar? Devlet memurunu götürüyorlar.

 

Değerli arkadaşlarım, bu milletin parasıyla reklam yapmak için siyasi rüşvet vermek üzere buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtıyorlar. Bütün bunları yaşıyoruz. Bunlara karşı tepkimi göstermeyecek miyim? Elbette gösteriyorum, göstereceğim. Bakın milletvekilleri devlet memurlarına baskı yapıyor olabilir Kars’ta. Devlet memurlarını kendi amaçlarına alet etmek istiyor olabilir. Herkes aklını başına alsın. Kimse AKP iktidarı yok falan milletvekili, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ben onlara sırtımı dayadım diye düşünmesin. Siyasette iktidarlar gelir geçer. Millet getirir, millet indirir. İnşallah bunlarında inme zamanı gelmiştir. Bunlarda gidicidir. Herkesin kulağına küpe olsun, herkes aklını başına alsın AKP ile gelenler APS ile giderler. Yani AKP ile gelenler Acele Posta Servisiyle giderler. Tamam mı? Unutmasınlar. Kalıcı olan millet, kalıcı olan hukuk. Kalıcı olan devlet, anayasa, kalıcı olan dürüstlük, kalıcı olan hukuk. Bunlara sahip çıkın. Yok Tayyip Erdoğan’mış, yok falan milletvekiliymiş, AKP’ymiş hiç güvenme. Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmadı, bunlara da kalmayacak.

 

Evet sevgili Karslılar çok güzel sohbet ettik sizlerle. Belediye seçiminde ne yapacağız? Şimdi sizin işiniz kolay. Çünkü hem Türkiye’de doğru yapmak için, hem de Kars’ta genel seçimde doğru yapmak için vicdanınızın parçalanması gerekmeyecek. Yani Kars’ta doğru yapmakla, Türkiye’de doğru yapmak üst üste geldi. Kars’a gönlünüzün adayını, Kars’a hizmet verecek adayı seçerken aynı zamanda Türkiye’de de hırsızlığa karşı çıkmanın, Deniz Fenerine karşı çıkmanın, ekonomik sıkıntıya karşı çıkmanın, Kars’a yapılan haksızlıklara karşı çıkmanın yolu birleşiyor. O nedenle işiniz kolay. Tamam mı?

 

Şimdi ben size Kars’taki Belediye Başkan Adaylarımızı sunuyorum. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinin Arpaçay İlçesi Belediye Başkan Adayı Enver Akkaya. Digor İlçesi Belediye Başkan Adayımız Mehmet Özdinler. Kağızman İlçesi Belediye Başkan Adayımız Ahmet Toper. Sarıkamış İlçesi Belediye Başkan Adayımız Kıyasettin Koç. Susuz İlçesi Belediye Başkan Adayımız Ali Yiğit. Tamam mı? Nasıl ekip iyimi? Nasıl Kars’ın evlatları? Aslan gibi her birisi Kars’a hizmet aşkıyla dolu. Dürüst, namuslu, vatansever insanlar. Güzel mi? Şimdi bu ekibe bir de takım kaptanımı lazım? Takım iyide bir kaptan lazım diyorsun. Şimdi öyle bir kaptan olmalı ki, öyle bir başkan olmalı ki, Kars’ın adını tüm Türkiye’de ve dünyada duyurabilmeli. Kars’a nasıl hizmet edileceğini bilmeli. Kars’ın değerlerine sahip çıkmalı, Kars’ı o eski güzel günlerde olduğu gibi, kültürüyle, sanatıyla, ekonomisiyle en öne getirebilmeli. Ve bütün bunları yaparken Kars halkını da kayırmamalı, kaynaştırmalı, bütünleştirmeli. Kars’ı kucaklamalı değil mi? Bunu yapacak bir aday var mı? Naif Alibeyoğlu.

 

Aramızda Erzurum Belediye Başkan Adayımız Nizamettin Zengin var. Ağrı Belediye Başkan Adayımız Cesim Alptekin var. Ardahan Belediye Başkan Adayımız Yalçın Taştan var. Iğdır Belediye Başkan Adayımız Nazım Karadağ var.

 

Sevgili Karslılar, şimdi bakın sizden bir ricam var. seçime çok az bir zaman kaldı. Seçime kadar her biriniz önce nüfus cüzdanlarınızda yeni kimlik numarasının yer alıp almadığını kontrol edin. Kendinizi kontrol edin, ailenizin, konunuzun, komşunuzun cüzdanlarını da kontrol ettirin. Hepsi yazılı olsun. Çünkü bu seçime giderken o kadar yanlış işler yaptılar ki, yani 10 binlerce, 100 binlerce insan hala eski nüfus cüzdanını kullanıyor. Onların içinde yeni kimlik numarası yazılı değil. Ama onun o olduğu belli. Elinde kimlik cüzdanı var. Kütükte ismi var, orada yıllardır oy kullanıyor. Şimdi bakacaklar nüfus cüzdanında yeni kimlik numarası yazılı değilse sen oy kullanmayacaksın diyecekler. Yani bu ne biçim iş, bunda hak var mı, adalet var mı? Yanlış iş. Birde tuttular tam seçimin öncesinde saatleri ileri alma işini çıkardılar. Kardeşim bekle seçim geçsin ondan sonra yap. Doğuda 4’te, batıda 5’te, birde saatleri değiştir. İki ayağı bir papuca soktular. Ciddi sorun var. O nedenle sizden rica ediyorum kendinizin, konu komşunun, eşin dostun kontrolünü yaptırın ve iki hafta sonra Pazar günü, 29 Mart Pazar günü eşinizi, çoluğu çocuğunuzu, babanızı ve bilhassa ananızı da alarak, nenenizi, dedenizi de alarak, ailece, sülalece sandığa gidiyoruz değil mi? Tamam mı? Sakın ihmal etmeyin. Çünkü birileri ananızı çok merak ediyor. Onlara ananızı da alıp götürün. Hep beraber. Seni görmek isteyenler varmış de. Hastanızı, yatalağınızı, yaşlınızı, gencinizi toparlayıp sandığa gidin ve bütün Kars adına sesinizi öyle bir çıkarınki bütün dünyadan duyulsun.

 

Bakın sevgili Karslılar, şunu da unutmayın. Birileri diyor ki, ya hizmet alacaksan bizim partiden seçtir. Bakın bugün Türkiye’nin en başarılı belediye başkanları Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanlarıdır. Bakın İzmir’de müthiş başarılı başkanımız var. AKP İzmir’i de alacağız falan diyordu artık diyemez hale geldi. Aslan bütün İzmir’e hizmet etmeyi bilen bir başkanımız. Mersin’de hepimizin iftihar ettiği pırıl pırıl parlak bir belediye başkanımız var. Mersin’i ihya etti. Trabzon’da çok başarılı belediye başkanımız var. Edirne’de başarılı belediye başkanımız var. Çanakkale’de başarılı belediye başkanımız var. Muğla’da başarılı belediye başkanımız var. Ankara’da başarılı belediye başkanımız olacak. İstanbul’da başarılı belediye başkanımız olacak. Bu başkanlarımız kendi aralarında birbirleriyle danışıyor ve dayanışma gösteriyorlar. Yurt içindeki, yurt dışındaki kaynakları, Avrupa fonlarını, bilimi, teknolojiyi birlikte seferber ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler her yerde halka en güzel hizmetleri başarıyla veriyorlar.

 

Şimdi Naif beyin inşallah önümüzdeki döneminde de Cumhuriyet Halk Partisinin desteğiyle, gücüyle Kars’a en büyük hizmetleri yapacağına inanıyorum.

 

Hepinize başarılar diliyorum, inşallah güzel günler göreceğiz. Hep birlikte güzel günler göreceğiz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bütün Karslıları önümüzdeki dönemde eskiden olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisine sahip çıkmaya çağırıyorum.